İçeriğe geç

Mutlu Bir Aile Hikayesi – 1. Bölüm

Kategori: Genel

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Mutlu Bir Aile Hikayesi – 1. Bölüm
Bir yaz tatilinde başladı her şey. O günden bugüne kadar bütün hikayeyi, hatırladığım her detayıyla sizlere anlatmak istiyorum.

Ben Sude, hikayem başladığında henüz 8. Sınıfı yeni bitirmiştim. Üç kız kardeşin ortancasıyım. Ablam (Defne) benden 2 yaş büyük. Kardeşim (Gökçe) ise benden 10 yaş küçük. Yani Gökçe bizim tekne kazıntımız. Annem ve babam (her ikisi de eczacı) o yaz bizi güzel bir tatile çıkarmaya söz vermişlerdi. Çünkü o sene LGS sınavına girmiştim ve bütün yıl ders çalıştığım için çok yorulmuştum.

Tatile teyzemlerle birlikte gitmiştik. Teyzemin de iki kızı vardı. Sinem benden bir yaş büyük, Defne’den ise bir yaş küçüktü. Selen ise Gökçe’yle yaşıttı.

Babam 5 yıldızlı bir otelden 3 oda ayırtmıştı. Birinde annem, babam ve Gökçe kalacaktı. İkinci odada teyzem, eniştem ve Selen kalacaktı. Üçüncü odada ise ben, kuzenim Sinem ve ablam Defne… Kaldığımız odada bir tane çift kişilik, bir tane de tek kişilik yatak vardı. Defne hemen tek kişilik yatağı kapmıştı, ben ve Sinem ise çift kişilik yatakta yatacaktık. İşte her şey o odada başladı.

15 günlük tatilimizin ikinci veya üçüncü gecesiydi. Yemekten sonra hep birlikte havuz başında oturup sohbet ettik. Saat 11 gibi büyükler yatmaya gitti. Biz dışarıda kalmak istiyorduk ama bizi de zorla odamıza götürdüler. Odada yataklarımıza geçtik ve saçma sapan ergenlik muhabbetleri yapmaya başladık. Öğlene kadar uyuduğumuz için uykumuz gelmiyordu.

Sinem: “Hadi oyun oynayalım” dedi yattığı yerden.
Defne: “Ne oynayacağız?”
Sinem: “Bilmem, pis yedili oynayalım.”
Ben: “Evet, çok güzel fikir.”
Defne: “Ben sizle oynamam, siz çok mızıkçılık yapıyorsunuz.”
Ben: “Defne lütfen oynayalım, çok canım sıkıldı benim. Söz mızıkçılık yapmayacağım.”
Sinem: “Ben de yapmam söz, hadi lütfen oynayalım.”
Defne: “Uff, tamam hadi.”

Defne bizimle takılmaktan rahatsız gibi duruyordu. Ancak onun da canı sıkılmıştı ve teklifimizi kabul etti. Çift kişilik yatağın üzerindeki nevresim ve pikeleri diğer yatağa attık ve kağıtları çıkardık.

Defne: “Ama kazanana bi ödül olmalı.”
Sinem: “Aa evet, o şekilde oynarsak daha zevkli olur.”
Ben: “Ama ödül ne olacak?”
Defne: “Kazanan kaybeden iki kişiye birer tane tokat atacak.”
Sinem: “Kabul.”
Ben: “Sonradan sen küçüksün vuramazsın demek yok ama.”
Defne: “Tamam hadi başlıyoruz.”

Oyun başladı ve oynamaya başladık. İşin sonunda tokat olduğu için herkes çok ciddiydi. İlk eli Sinem kazandı. Çaresiz yanaklarımızı uzattık ve ablama da bana da birer tokat attı. Gülüşerek ikinci ele başladık. İkinci eli de ben kazandım. Ben de onlara birer tokat attım. Sonra yine Sinem kazandı. Yaklaşık 4-5 el kadar ablam hiç oyun kazanamadı. Gözlerinden artık sinirlenmeye başladığını anlayabiliyordum. En sonunda kazandı ve yanaklarımızı uzattık. Önce bana tokat attı ama 4-5 eldir yediği tokatların siniriyle biraz fazla sert vurmuştu. Birden canımın acısıyla çığlık atıp ağlamaya başladım.

Oyun diye başladığımız şey bir anda bozulmuştu. Defne ilk başta “Siz bana o kadar vurdunuz ben bir şey demedim. Al işte hemen mızıkçılık yapıyorsunuz” dedi, ama Sinem çok ciddi bir şekilde “Defne o kadar sert vurmuyoruz ama biz. Baksana kızın yanağı kıpkırmızı oldu.” diyerek bana arka çıktı.

Defne de yaptığı hatayı anlamış olacak ki yüzümü tutup kaldırdı ve “Özür dilerim ablacım, o kadar sert vurmak istememiştim” diyerek yanaklarımı öpmeye başladı. Beni ikisi birden yanaklarımdan öperek ve gıdıklayarak tekrar güldürmeyi başarmışlardı. Gözlerimi silerek tekrar oyuna döndüm. Ama “Ya tokat olmasın başka bir şey olsun, Defne çok sert vuruyo” dedim. Defne her ne kadar sert vurmayacağı konusunda güvence vermeye çalışsa da, Sinem de benimle aynı fikirdeydi. En sonunda cezayı değiştirdik. Kazanan kişi, kaybedenlere istediğini yaptıracaktı.

Tekrar oynamaya başladık ve ilk eli ben kazandım. Ablamdan intikam almalıydım ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Bir süre düşündüm, Defne ve Sinem sabırsızlanarak acele etmem için bana baskı yapıyorlardı. Sonra aniden nasıl ceza vereceğimi buldum: “Defne, parmağını Sinem’in burnunun içine sok.” İkisi birden “ıyyyy” diye tepki verdiler, ama cezayı vermiştim bir kere. Defne parmağını soktu ve sonra koşarak gidip elini yıkadı. Bu arada ben ve Sinem gülmekten yataktan düşüyorduk.

Sonra yine ben kazandım ve bu kez de Sinem’e ablamın kulağını yalamasını söyledim. Ablam ıslaklıktan nefret ederdi ve bir kez daha intikam almıştım. Bu kez Sinem kulağını yaladıktan hemen sonra kulağını yastığa sildi.

Bu şekilde birbirimize saçma sapan cezalar vererek yarım saat kadar oynamaya devam ettik. Çok eğleniyorduk. Sonra sıra ablama geldiğinde ablam enteresan bir ceza verdi, Sinem’e benim dudaklarımı yalamasını söyledi. Aklımıza fena bir şey gelmediği için gülerek kabul ettik. Dudaklarımı öne doğru uzattım ve Sinem de diliyle dudaklarıma badana çekti. İçten içe hoşuma gitmişti, ama çocuk aklımla başka bir şeye yormuyordum. Ama Defne’nin bize bakışları biraz değişmişti.

Sıra tekrar Defne’ye geldiğinde, bu kez de benim Sinem’in dudaklarını yalamamı istedi. Ben de söyleneni yaptım. Hala eğleniyorduk. Oyun bir müddet sonra sadece yalamak üzerinde dönmüştü. Ben sürekli ablamın boynunu, kulaklarını yanaklarını yalatıyordum. Sinem de aynı şeyi yapıyordu. Ama ablam ısrarla bizim birbirimizin dudaklarını yalamamızı istiyordu.

Bir süre daha bu şekilde devam ettikten sonra ablam işi bir tık daha ileri taşıdı ve bana “Dilini Sinem’in ağzının içine sok, Sinem sen de Sude’nin dilini em.” dedi. Biz yine eğlence modundaydık, ben dilimi uzattım, Sinem dilimi ağzının içine aldı ve emmeye başladı. İkimizin de ağzından istemsizce bir inilti çıkmıştı. İçimde bir şeyin yandığını hissettim ve dilimi hemen geri çektim. Birden çok utanmıştım, Sinem’e baktığımda onun da yanaklarının al al olduğunu görebiliyordum. Defne’nin keyfi yerindeydi. Oynamaya devam ettik.

Bu kez Sinem kazandı ve Sinem de bize aynı cezayı verdi. Ben dilimi ablamın ağzına sokacaktım. Utana sıkıla ablama doğru yanaştım ve dilimi uzattım. Defne elini enseme attı ve beni kendine çekerek dilimi ağzının içine alarak emmeye başladı. Ama Sinem’den farklı olarak onun dili de benimkinin etrafında dans ediyordu. Ablamdan ayrıldığımda yüzümün yandığını hissedebiliyordum. Sinem ve Defne yüzümü gösterip “kıpkırmızı oldun” diye gülüşmeye başladılar. Ben de onlarla birlikte güldüm.

Sonra ben kazandım ve Sinem’le Defne’ye aynı cezayı verdim. Ablamla ben öpüşürken, çok yakın durduğum için ablamın nasıl şehvetle öpüştüğünü farketmemiştim. Ama şimdi onları dışarıdan izlerken ablamın tıpkı filmlerde gördüğümüz öpüşmeler gibi, gözlerini kapatmış ve vücudu kıvranarak öpüştüğünü görebiliyordum. Muhtemelen yine dilini kullanıyordu, çünkü Sinem’in birden gözleri açılmıştı. Ama sonra o da gözlerini kapattı ve ikisi de iniltiler çıkararak öpüştüler. Ancak normalden biraz daha uzun sürmüştü öpüşmeleri. Normalde bizim öpüşmelerimiz 5-10 saniye sürerken, ablamla Sinem yaklaşık 30 saniye öpüşmüşlerdi.

Sıradaki oyunu ablam kazanınca yine Sinem’le bana aynı cezayı verdi. Ben yine dilimi Sinem’in ağzına soktum ve Sinem az önceki öpüşmemizden farklı olarak, ablamdan öğrendiği gibi dilini dilimin etrafında gezdirmeye başlamıştı.

Yavaş yavaş ben ve Sinem de üzerimizdeki gerginliği atmıştık. Artık oyunu kazanan hep aynı cezayı veriyordu. Saat gece 3 olmuştu ve artık yorulmuştuk. Yataklara geçtik ve uyuduk.

Ertesi gün yine saat 11’de büyükler yatmaya gitti. Bizi de odalarımıza götürdüler ama bu sefer hiç itiraz etmedik. Odaya girer girmez sanki sözleşmişiz gibi yatağı boşalttık ve kağıtları çıkartarak pis yedili oynamaya başladık. Bu kez, dün gece kaldığımız yerden devam ediyorduk. İlk oyunu ablam kazandı ve “30 saniye boyuna öpüşün” dedi.

Öpüşün… Bu kelimeyi kullanması o an yaptığımız şeyi idrak etmeme sebep olmuştu. Dün yaptığımız şeyler sanki oyunun bir cezası gibiydi, kaybedene ceza veriyorduk ve bunun sonucunda eğleniyorduk. Ama bu kez, yaptığımız şeyin adının öpüşmek olduğunu anlamıştım. Bu yaptığımız çok yanlıştı, ama çok da zevkliydi. Ben bu düşüncelerin girdabındayken Sinem yanıma yanaştı ve dilini usulca ağzımın içine daldırdı. Ben de dün gece yaptığım gibi onun dilini emdim ve dilimle dilinin etrafında dans ettim.

Sonraki oyunu Sinem kazandı ve o da aynı şeyi söyledi, “30 saniye boyunca öpüşün.” Ablam bana yaklaştı, ben hala derin düşüncelerin içindeydim. Ben, dilini sokması için ağzımı aralamıştım, ama ablam dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdı ve öpmeye başladı. Sanki dün bütün gece bir ablamın, bir kuzenimin dillerini emen ben değilmişim gibi, şok içinde kalmıştım. Ablam benimle resmen öpüşüyordu. Dün yaptıklarımız cezaydı, ama bu akşam ablamla adeta öpüşüyordum. Ablam dudaklarımı iştahla öpüyor, emiyor, arada dilini ağzımın içine sokup dilimi buluyor, sonra tekrar dışarı dönüp dudaklarımı öpmeye devam ediyordu. Sinem “30 saniyeniz doldu” diye bizi uyardı. Ablam benden uzaklaştıktan sonra tekrar uzandı ve dudaklarımdan bir öpücük daha aldı ve gülerek yerine geçti.

Sonraki oyunu yine Sinem kazandı ve yine bizi öpüştürdü. Ablam yine benimle şehvetli bir şekilde öpüşmeye başlamıştı. Bu kez ben de üzerimdeki şoku atlattım ve ablama karşılık verdim. Karşılık verdiğimi gören ablam ensemden tutarak beni kendine iyice bastırdı ve ufak ufak iniltiler çıkararak öpüşmeye devam etti.

Sonraki oyunu ben kazandım, ablamı dışarıdan izlemek istiyordum. “1 dakika boyunca öpüşün” dedim ve izlemeye başladım. Ablam tıpkı beni öptüğü gibi şehvetle Sinem’in dudaklarına sarılmıştı. Sinem de daha önce iki kez bizim şehvetli öpücüklerimizi izlemiş ve benim yaşadığım şoku yaşamadan ablamla öpüşmeye başlamıştı. Dışarıdan onları izlemek bile inanılmaz bir zevk veriyordu bana. Gözleri kapalı, iki sevgili gibi öpüştüler. Arada ağızlarından ufak tefek iniltiler çıkıyordu ve vücutlarını birbirilerine daha çok bastırıyorlardı. İkisinin de göğüs uçlarının sertleştiğini pijamalarının üstünden görebiliyordum. Benim göğüslerim de dikleşmişti, ama göğüslerim henüz çok küçük olduğu için benimkiler belli olmuyordu.

Bir dakikaları çoktan dolmuştu ama onları ayırmak istemiyordum. En sonunda istemeye istemeye “zamanınız doldu” dedim ve ayrıldılar. O gece yine saat üçe kadar pis yedili oynadık ve ardından uyuduk. Uykuya dalarken artık dudağımın acıdığını hissediyordum.

O tatil bitene kadar her gece, saat 11’de odamıza geçtik ve saat 4’e kadar bu öpüşme oyununu sürdürdük. Bir el pis yedili oynuyorduk, ardından dakikalarca öpüşüyor, sonra oyuna kaldığımız yerden devam ediyorduk. Gecenin sonlarına doğru hepimizin dudakları morarıyor, acıyordu ama aldığımız zevkten asla vazgeçemiyorduk. Tatil bittiğinde artık bambaşka bir hayatımız olacağını, ablamla ve Sinem’le sürekli bu oyunu tekrarlayacağımızı içten içe tahmin edebiliyordum.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kurtköy escort ankara escort sakarya escort sakarya escort ısparta escort trabzon escort ardahan escort balıkesir escort kayseri escort edirne escort çorlu escort kastamonu escort ığdır escort konya escort tekirdağ escort diyarbakır escort edirne escort aydın escort afyon escort porno izle sports betting bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri canlı bahis porno izle erdemli escort sakarya escort sakarya escort webmaster forum niğde escort ödemiş escort ordu escort osmaniye escort pendik escort sakarya escort atakum escort samsun escort sincan escort sinop escort hd porno serdivan travesti