İçeriğe geç

Üniversitedeki Olgun Hocam

Kategori: Genel

Üniversiteye iki yıl geç girmiş bir öğrenciydim. İlk yıl babamın işyerinde ona sürekli destek verdiğim için sınava pek çalışamamıştım, ikinci yıl da sınava geç kaldığım için sınav salonuna alınmayan talihsiz öğrencilerden biri olmuştum. Neyse ki üçüncü denememde İstanbul’da iyi bir üniversiteye girmeye hak kazandım. Okuduğum okulu ve bölümümü yazamıyorum çünkü az sonra anlatacağım hikaye ile kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum. İlk iki yılki dersler beni fazla zorlamamıştı ama üçüncü yıldan itibaren ağırlıklı olarak aldığımız branş dersleri bana biraz ağır gelmişti. Bir yandan babamın işinde çalışıp diğer yandan da okula gitmek zaten yeterince yoruyordu beni. Dördüncü yıl aldığım derslerden birinin hocası okulda “sıfırcı” hoca olarak ünlenmiş Cengiz Bey’di. Altmışlı yaşlarda olan Cengiz hoca, alanına son derece hakim, özgüveni yüksek fakat çabuk öfkelenen, mükemmeliyetçi bir karakterdi. Çok seveni olduğunu sanmıyorum ama sınıfta “inek” tabir edilen bir grup öğrencinin ilahı gibiydi. Sınavlarında hep ters köşe yapar, kitaptaki en beklenmedik yerlerden sorduğu sorularla hepimizi sapır sapır dökerdi. Okulu uzatmak istemediğim için elimden geldiğince çalışıyor, sağdan soldan ders notu topluyor, hocanın taktiğini çözmeye çalışıyordum. Fakat ilk yarı yıl maalesef ben de pek çok öğrenci gibi başarılı olamadım. Bu şekilde giderse okul uzayacaktı. Gidip hocayla konuşmaya, tavsiyelerine baş vurmaya karar verdim.

Hocanın odası okulda öğretmen odalarının bulunduğu uzun koridorun en sonunda yer alıyordu. Cengiz hocayı sevmeyenler koridorun bittiği bu yere “Cehennem Çukuru” adını vermişlerdi. Hocayla bire bir konuşmayı bırak, sınıfta soru sormaya bile çekinen ben nihayet hocanın kapısına kadar gelmiştim. Elimi kaldırıp kapıya vuracakken kapı kendiliğinden açıldı. Elimi havada gören Cengiz hoca çatık kaşlarıyla beni şöyle bir süzerek, “Acil bir durumun mu var?”, dedi. “Yok hocam sadece…”, diyebildim. “Tamam sonra yarın öğleden sonra akşam altıya kadar okulda olacağım”. “Peki hocam”, diyebildim. Cengiz hoca elinde çantasıyla birkaç adım attıktan sonra döndü, beni tekrar gözleriyle baştan aşağı süzerek, “Adın neydi senin?”, dedi, “Hangi sınıftansın?” Adımın Önder olduğunu ve sınıfımı söyledim. “Tamam yarın gelirsin”, dedi ve yürüyüp gitti. Ertesi gün öğleden sonra saat üç civarı kapısı çaldım ve “Girebilirsiniz”, sesini duyduktan sonra içeri adım attım. Cengiz hoca masasında oturmuş bilgisayarında hızlı hızlı bir şeyler yazıyordu. “Hah Önder’di değil mi? Ben de seni bekliyordum. Daha erken gelseydin keşke”. Hocaya eğer müsait değilse bir sonraki gün istediği saatte gelebileceğimi söyledim.” Hayır, hayır. Sorun değil, geç otur bakayım”, dedi bana masasının karşısındaki koltuğu göstererek. Sessizce oturdum.

“Notlarına baktım Önder…”, dedi Cengiz hoca kaşlarını çatarak, sakarya escort “Durumun vahim çocuğum”. Hocaya verdiği ödevleri de eksiksiz ve zamanında teslim ettiğimi söyledim. “O ödevler sene sonunda kanaat notu gibi kullanılacak”, dedi. “Hocam benim bu yıl okulu bitirmem şart”, dedim, “Babamın geçtiğimiz yıl bir kalp krizi geçirdi. Artık kendini fazla yormak istemiyor. Ve seneye de işyerinin idaresini bana bırakcağını söyledi. Hocam, şu haliyle bile iş ve okul beni çok zorluyor…”, diye derdimi anlattım. “Tamam anladım da ben ne yapabilirim bu konuda?”, dedi. “Senin yerine sınav kağıdını ben mi doldurayım yani?…”, dedi ekranına bakarak. “Hocam mesela en azından hangi konulardan soracağınız hakkında biraz ipucu verirseniz, ben de o konulara ağırlık verebilirim”. Cengiz hoca suratıma ölü balık gibi bakarak, “Bu tarz şeylerle bana gelinmesi çok canımı sıkıyor”, dedi. Baltayı taşa çarptığımı düşünüyordum, “Özür dilerim hocam, saygısızlık etmek istemedim”. “Ayağa kalk!”, dedi sertçe. Hemen oturduğum yerden kalktım. Beni iyice süzdükten sonra, “Oda kapımın anahtarını sola çevir bakayım”, dedi. Çevirdim. “Şimdi kemerini çöz ve pantolonunu indir”. Utançtan kıpkırmızı olmuştum, beyaz tenli ve kumral bir genç olduğum için hocanın da kızardığımı farkettiğine emindim. “Haydisene ne bekliyorsun? İndir, indir!”.

Çaresiz hocanın dediğini yaptım, kemerimi çözüp pantolonumu ayak bileklerime kadar indirdim. Cengiz hoca giydiğim beyaz dona bakıp, “Annen mi alıyor bunları sana?”, dedi. Belki o anda kırmızı değil mor bile olmuş olabilirdi suratım. “Evet hocam, babamınkileri de annem alıyor”, dedim. “İndir şu berbat şeyi, göz zevkim bozuldu”, deyince kalp atışlarımı ağzımın içinde hissetmeye başlamıştım. Cengiz hoca bu kez sankin bir şekilde, “İndir yavrum, güzel çocuğum, indiiiiir…”, dedi sırıtarak. Epeydir yoğunluktan etek traşımı da olmamıştım, orası orman gibiydi. Mecburen donumu da sıyırdım dizlerime kadar. “Mmmmm, harika, pek güzel”, dedi Cengiz hoca dudaklarını şapırdatarak, “Tam da sevdiğim gibi bir muzun var, şöyle bir dön bakayım şeftaliyi de görelim”. Ben olduğum yerde yüzseksen derece döndüm. “Ovvv harika”, dedi Cengiz hoca, “Çok güzel, yaklaş masaya”, dedi. Dönüp masaya yaklaştım. Elini uzattı, taşaklarımı avuçladı ve avucunda tartarak, “Bunların da maşallahı var. Sünnetçin de iyi çalışmış, kıllarını da traşlamamış olman hoşuma gitti”, dedi, “Bak sakarya escort bayan Önder, seninle bir anlaşma yapalım. Eğer sen beni mutlu edersen, ben de seni ederim”. “Nasıl olacak o hocam?”, dedim korkuyla. “Ne istersem yapacaksın, her hafta aynı saatte bu odada olmanı istiyorum. Finallere kadar!” “Yani sınavı geçirecek misiniz?” “Sen bana geçirirsen, ben de seni geçiririm evladım”, diye edepsizce güldü. Sonra yüz ifadesi aniden sertleşerek, “Haydi topla donunu da git artık! Haftaya aynı saatte burada ol, olmazsan ne olacağını söylememe gerek yok heralde…”

O gün olanları kimseye anlatamadım, zaten anlatsam da kimse inanmazdı bana. Kendimi bu olanlardan ötürü kötü hissediyordum ama başka çarem de yoktu. Haftaya yine Cengiz hocanın odasına gitmek zorunda olduğumu biliyordum. Bir sonraki hafta kapısını çaldığımda, doğrudan adımla çağırdı beni içeri: “Gir Önder!”. Cengiz hoca eliyle bana işaret ederek odanın kapısını kilitlememi istedi. “Ayakkabılarınla kalana kadar soyun, yerler soğuk olabilir, yere çıplak ayakla basmanı istemem”, dedi. “Tamamen mi?”, diye sordum endişeyle. “Evet oğlum, tamamen!” Hocayı kızdırmak istemiyordum. Hemen üzerimdekileri çıkarıp masasının üzerine koydum. Hoca giysilerimi alıp bir çekmeye koyup kilitledi ve çantasından bir poşet çıkartıp bana fırlattı. Havada yakaladım. “Aç bakalım içinde ne var?” Açıp baktığımda torbada iç çamaşırına benzeyen bir şey gördüm. “Giysene, ne duruyorsun?”, dedi Cengiz hoca. Giydim ama doğru giyip giymediğime emin olamadım çünkü kalçalarım açıkta kalmıştı. “Daha önce hiç böyle bir şey görmemiş olduğun her halinden belli…”, dedi Cengiz hoca sırıtarak, “Ama yakıştı”. Yanıma gelip aletimi avuçladı, elini enseme atıp bir anda dudaklarıma yapıştı. Refleks olarak hocayı itmeye kalktım. “Ulan!!! Napıyorsun?!!”, dedi, “Ne yaptığını sanıyorsun sen?!! Şimdi bir telefon ederim güvenliğe, gelip seni bu halde alır götürürler. Artık okuldan mı atarlar, hapse mi atarlar bilmiyorum!”

“Hocam özür dilerim, ben yapamıyorum. Bırakın gideyim, kimseye bir şey söylemem, isterseniz sınıfta bırakabilirsiniz”, dedim. Cengiz hoca tiksintiyle baktı bana, “Ben de seni erkek sanmıştım! Şu haline bak… Yazık!”, dedi. Ben giysilerimi verip beni kovacağını zannederken, “Alışacaksın ama!”, diyerek donumu indirip aletimi ağzına aldı. Babamdan daha yaşlı olan bu adam, porno yıldızlarından da iştahlı bir şekilde yalayıp emiyordu aletimi. Bir ara durup, “Kız arkadaşın var mı?”, diye sordu. “Yok…”, dedim. “Tahmin etmiştim”, dedi gülerek. Aletim taş gibi olmuştu, zevk alıyordum ama aynı zamanda hocayı kızdırmaktan korkuyordum. “Ben evliyim ama yarrak da severim”, dedi hoca sanki sormuşum gibi, “Hele seninki gibi büyük yarraklara bayılırım. Haydi şimdi iki elinle tut ve ağzımı sik…” Ben ellerimi usulca hocanın boynuna koydum, “Beni boğ demedim, başımı tut dedim ulan!” Ellerimi kendi elleriyle kulaklarının üstüne yerleştirdi. “Şimdi gırtlağıma kadar sok bastıra bastıra!” Ben yapmaya çalışıyordum ama korkuyordum da. “Bastırsana!” Aletimin başı gırtlağına inene kadar içeri ittim, hoca hızlanmamı istiyordu. Hızla sikmeye başladım, bir süre sonra nefes alış verişim hızlanmış, hafifçe inlemeye başlamıştım. Tam boşalmak üzereydim ki hoca aletimi ağzından çıkarıp sıvazlayarak masanın üzerindeki kahve fincanının içine boşalttı beni. Daha sonra da fincanı kaldırıp döllerimi ağzına boşalttı. Aletimin ucundan hala döl akıyordu. Aletimin sapını kavrayıp ağzına, yüzüne sürmeye başladı. “Ohhh harikaydı. Şimdi iki posta daha boşaltacağım seni sonra haftaya devam edeceğiz”, dedi Cengiz Hoca. Eve döndüğümde aletim emilmekten zonkluyordu.

Bir sonraki hafta buluştuğumuzda Cengiz Hoca, “Haydi yardım et de şu masadakiler boşaltalım”, dedi. Beraber masasının üzerindeki bütün eşyaları masanın yanındaki küçük kahve masasının ve koltuğun üzerine koyduk. Cengiz hoca ayakları yerdeyken masanın üzerine doğru uzandı ve “Haydi bakalım Önder, pantolonumu sıyırıp indir, donumu da”, dedi. Pantolonunu indirince altında dantelli bir kadın iç çamaşırı olduğunu gördüm. “Hoşuna gitti mi?”, diye sordu. “Bilmiyorum”, dedim. “Bilmiyorsan öğren!”, diye tersledi hoca, “İç çamaşırımı indir bakalım ne göreceksin…” Dediğini yaptığımda tertemiz kılsız bir delik ve yuvarlak dolgun bir popoyla karşılaşmıştım. Hocanın yumurta iriliğindeki taşakları ve küçücük aleti de görünüyordu alttan. “Beğendin mi şimdi?”, dedi. “Evet”, dedim yanlış bir şey söylemek istemediğim için. “Çok mu?”, diye sordu. “Evet çok”. “O halde eğil ve deliğimi yalamaya başla”… Daha önce hiç yapmadığım bir şeydi. “Popomun yanaklarını iki elinde tutup ayır, evet işte öyle, sonra ağzını bastır orama… ınnhhhh evet, yala hadi… offff harikasın!” Ben deliğine dil attıkça inliyor, edepsizce şeyler söylüyordu. Bu arada hocanın aleti de kalkmıştı. Bir eliyle aletini de çekiştirip okşayan hoca, “Şimdi sikinin başını sürt oraya hadi!”, dedi. Kalkıp sikimi sapından tutarak fırçayla boya yapar gibi deliğine sürtmeye başladım.

Cengiz hocanın deliği giderek kayganlaşıyordu çünkü zevk suyum da akmaya başlamıştı. Bir anda penisimin kafası hocanın giderek açılan deliğine girip çıktı. “Sikecek misin beni?”, diye sordu Cengiz hoca. “Siz nasıl uygun görürseniz hocam”, dedim. “Aferin, izin veriyorum, sikebilirsin… Orospunu siker gibi sikmeni istiyorum” Ben deliğine aletimi sokmaya başlayınca hoca ellerimi tutup memelerinin üzerine koydu. “Sikerken memelerimi de okşa!”, dedi, “Ulan ilk defa yaptığın nasıl da belli her halinden!”. Gidip gelmeye başlamıştım. Hoca zaman zaman bacaklarının arasından uzanıp taşaklarımı okşuyor, “İçime boşaltacaksın bunları! İstiyorum!” diyerek ofluyor, inliyordu. Ben artık dayanamayıp gelmek üzere olduğumu söyleyene kadar Cengiz hocayı sikmeye devam ettim. “Tamam gelirken taşakların deliğime değene kadar batır içime dibine kadar girsin”, dedi. Tam fışkırtmak üzereyken hocanın dediği gibi taşaklarım onun taşaklarına çarpana kadar bastırdım. Aldığım inanılmaz zevkten kasıla kasıla hocanın içini döllerimle doldurmaya başladım. “Hala geliyor musun?”, diye sordu Cengiz hoca, “Vay vay vay, sen de götçüymüşsün demek ki. Emerken bu kadar gelmemiştin”. Hocanın “sen de götçüymüşsün”, demesine aklım takılmıştı, acaba başka öğrencilerle de yapıyor muydu diye merak ettim ama soramazdım.

“Haydi kalk üstümden, offf içim nasıl da doldu, üzerimizi giyinelim de çıkalım artık”, diye apar topar çıkardı beni odasından Cengiz hoca. Önce yakınlardaki tuvalete gidip aletimi yıkadım, her ne kadar içinden bir şey çıkmasa da sonuçta bok çukura sokmuştum onu. Eve otobüsle döndüğüm için elimi cebime attım, bir de baktım öğrenci kartım düşmüş. “Kesin hocanın odasında düşürdüm”, diyerek çarçabuk Cengiz hocanın odasına koşturdum, hoca çıkmadan onu yakalamayı umuyordum. Tam odanın kapısına varmıştım ki içeriden hocanın derince bir “Ohhh”, çektiğini duydum. Usulca kulağımı kapıya dayadım, “Deliğimi emmmm hadi emmmm!”, diyordu. Şaşırmıştım, odada başka biri daha olmalıydı ama kim olduğunu göremiyordum. “Hocam deliğinizden akan bu şey döl mü?!”, dedi tanıdık bir ses. “Evettt, sana ne Murat! Sen em ve yut haydi durmaaaa!”… Yaşadığım şoku anlatamam. Murat, benim sınıf arkadaşlarımdan biriydi ve bilmeden Cengiz hocanın deliğinden emdiği döllerimi yutuyordu. Tuhaf ama pantolonumun içinde aletim yine taş gibi olmuştu. Hocanın o akşam beni apar topar yollamasının nedeni ortaya çıkmıştı. Beni bir an önce yollayıp Murat’ı atmıştı odasına. Hoca bir anda “Dur! Kapının önünde biri mi var bakacağım…”, demesiyle kıçımdan ateşe verilmiş gibi koşa koşa uzaklaşmıştım o koridordan. Hademelerden biri de bağırmıştı bana, “Koridorlarda koşmak yassak!”

Sonraki hafta odasına gittiğimde, Cengiz hoca beni soyundurup yarrağımı ve vücudumu yalamaya başladıktan bir süre sonra, “Geçen hafta otobüs kartını odamda düşürmüşsün”, dedi, “Neden bir haftadır gelip istemedin?…”. “Sizi rahatsız etmek istemedim hocam”, dedim. “Ne kadar da düşüncelisin, peki aynı akşam gelip isteseydin?…” “Siz çıkmışsınızdır diye düşündüm”. “Hmm, doğru mu bu? İnanayım mı?…” Yemin ettim, “Valla hocam, odanıza gelmedim”. Kalkıp yanağıma sert bir tokat attı. “Ahlaksız! Yalancı! Nasıl da yalan söylüyorsun gözümün içine baka baka!”, dedi. Yalan söylediğimi nerden anladı derken, aklıma hademe gelmişti. Kesin o herif beni hocaya ispiyonlamıştı. “Özür dilerim hocam, nolursun affet…” Yüzüme nefret ve tiksintiyle bakarak penisimi sıkıyordu avucunda. “Seni cezalandıracağım Önder”, dedi, “Her suçun bir cezası olmalı, öyle değil mi?” Hocaya her tür cezaya razı olduğumu, beni sınıfta bırakmaması için özür dileyip yalvarıyordum. Hemen telefonunu eline aldı. Ben güvenliği arayacağını düşünüyordum. “Murat? İşin yoksa seni hemen odama bekliyorum”, escort sakarya diyip kapattı telefonunu. Az sonra kapı vuruldu. “Murat sen misin?”, diye sordu hoca. “Evet hocam”, diye bir ses duyuldu. Cengiz hoca gidip anahtarı çevirip açtı kapıyı.

Murat içeri girip beni çırılçıplak görünce çok şaşırmış ve utanmıştı. Cengiz hoca hemen kapıyı kilitledi. “Otur Murat sen koltuğa”, dedi hoca. “Evet Önder, masayı boşalt ve geçen hafta uzandığım gibi masaya uzan”. Dediğini yaparken cezamı tahmin etmeye çalışıyorum, “Ellerini arkana uzat!”, dedi Cengiz hoca sertçe, “Uzat uzat uzat!” Kravatımla ellerimi bir güzel bağladı. Herhalde Murat’a deliğimi yalatacaktı diye düşündüm, buna dayanmak için gözlerimi kapatıp dişlerimi sıktım. “Haydi Murat, geç arkasına, indir pantolonunu evladım!”. Murat deliğimi yalarken Cengiz hoca da onunkini emecekti heralde çünkü Cengiz hocanın iştahlı emme sesini duyuyordum arkamda. Murat hafifçe inliyor, Cengiz hoca da “Ohhh aslanım, mmmhhh, ohhhh koçum!”, filan diyordu. Birden bire Cengiz hocanın bir şapırtı sesiyle ağzından Murat’ınkini çıkardığını duydum, gözlerim hala kapalıydı. İşte şimdi Murat’ın ağzı deliğime kapanacaktı. Fakat hiç beklemediğim bir şey oldu, Murat aletinin mantar gibi olan kafasını deliğime bastırıyordu. “Tükür çocuğum! Tükür o deliğe önce!”, dedi Cengiz hoca. “Hocam!!! Yalvarırım yapmayın!!! Bu ceza çok fazla!!!”, diye bağırdım. Elini ağzıma kapattı. “Ne bağırıyorsun… NE VAR!??… Cezan bu işte, kes sesini ve razı ol!” Kendi ayağından çorapları çıkartıp ağzıma tıktı.

Az sonra Murat deliğimi sikmeye başlamıştı. Gözlerimden acıyla yaşlar boşanıyordu çünkü Murat’ınkinin kafası ve gövdesi benimkinden çok daha büyüktü. Cengiz hoca eğilip sırıtarak yüzüme baktı, “Nasıl zevk alıyor musun Önder?”, diye sordu. Yanağıma süzülen gözyaşlarını suratımdan yaladı sıcak diliyle. “Ben çok zevk alıyorum”, dedi, “Seni böyle bekaretini arkadaşın Murat’a verirken izlemek bana çok zevk verdi doğrusu”. Murat, “Hocam gelmek üzereyim, ne yapayım?”, diye soruyordu. Hocanın gözlerinin içine yalvararak baktım, başımı “istemiyorum” anlamında iki yana sallayarak. “Muratçığım, Önder senin içine boşalmanı istiyormuş”, dedi Cengiz hoca, “Nasıl yapacağını biliyorsun, değil mi? Dibine kadar batır, ondan sonra boşal çocuğum…” Murat’ın aniden kalın aletini deliğime köklediğini hissettim, deliğimin hafifçe yırtıldığını hissettim. “Mmmmm, Önder’in götünün bekaretini almış oldun böylece Muratçığım!”, dedi Cengiz hoca ellerini çırparak, “Harikasın!… Haydi üstünü giy ve git temizle aletini! Malum Önder daha yeni, bilmiyor bu işleri, penisin biraz kirlenmiş görünüyor…” Utançtan yerin dibine girmiştim. Murat gittikten sonra Cengiz hoca ağzımdaki çoraplarını çıkartarak çöpe attı. Çekmecesinden yeni bir çift çorap çıkartıp giydi. Ellerimi çözmeden önce, “Özür diledin mi sen?”, diye sordu. Dilemiştim ama bir daha diledim. “Hocam çok özür dilerim”. Elinin tersiyle haydi git işareti yaptı somurtarak. Tam kapıdan çıkıyordum ki bana, “Haftaya tam saatinde burda olacaksın…”, dedi.

Böylece Cengiz hocanın seks kölesi haline gelmiştik, Murat ve ben dışında birkaç öğrencinin daha hocaya hizmet ettiğini biliyorduk ama kim oldukları konusunda ikimizin de fikri olmadığı gibi artık merak da etmemeye şartlanmıştık. Bir hafta Cengiz hocanın odasında buluştuğumuzda bu defa içeride bir başka kişiye daha rastladık. Bu Cengiz hocadan belki on yaş daha genç olan Abdullah adında beni hocaya ispiyonlayan hademeydi. Cengiz hoca, Murat’la bizden Abdullah’ı aynı anda emip yalayarak boşaltmamızı istiyordu. “Hocam bu iki ibneyi sikeyim istersen, sen de izle”, diyordu hademe. “Ona da sıra gelecek, önce yalasınlar zevke getirsinler seni”, dedi. Abdullah abinin yarrağı şekilsiz ve çirkin bir aletti ama oldukça heybetliydi. Biz dizlerimizin üzerine çöküp yalamaya başladık. “Murat sen tek tek taşaklarını yalayıp em!”, dedi Cengiz hoca,”Önder sen de sapını yalayarak başını em”. Abdullah abi keyiften “Oyy oyy”, dedikçe oluk oluk zevk suyu akıtıyordu. Adam boylu boyunca Cengiz hocanın masasına uzanmış aynı anda yaptığımız oralın tadını çıkarıyordu. Abdullah abi gelmek üzereyken “Hocam bu ikisi beni yedi, bitirdi, bırak sikeyim bir tanesini ya nolur”, diye yalvarıyordu. “Hangisini istersin?”, diye sordu Cengiz hoca, “Önder! Murat! kalkıp popolarınızı dönün Abdullah abinize!”, dedi.

Ben Abdullah abinin beni seçeceğini zaten biliyordum. Adam götümü mıncıklayarak okşadıktan sonra, “Bu olsun”, dedi Cengiz hocaya,” Bunun götü daha güzel, küçük ama kalkık”. Cengiz hoca sırtlan gibi güldü, “Kalkık mı? Hahaha, evet ilk zamanlarda onun götünü çok kaldırdım ben ne yazık ki, sen de sike sike indirirsin şimdi Abdullahçığım”, dedi. Abdullah abi belimden sarılıp beni masaya yatırdı, anında dibine kadar soktu. Murat’ın yarrağını yiye yiye artık alışmıştım bu kadar büyük yarrak yemeye. Cengiz hoca bacaklarımızın arasına girip bir yandan Abdullah’ın sarkık taşaklarını emerken bir eliyle beni sağmaya, diğer eliyle de kendine otuzbir çekmeye koyuldu. Murat’da masanın diğer tarafından ağzıma vermişti. Abdullah abi anıra anıra içimi dölleriyle doldururken, Murat da ağzımda patlatmıştı şampanyayı. Ben de boşalırken Cengiz hocanın kafasını ağzına aldığını ve yutkuna yutkuna döllerimi içtiğini hissediyordum Abdullaha abi yorgun bir halde üzerimde yatarken. “Doydun mu Abdullah?”, diye sordu Cengiz hoca, “Daha ister misin?” Abdullah abiye tek sefer boşalmak yetiyordu. “Çok sağol hocam, müthişti”, dedi, “Vay be Önder sende de ne göt varmış ha, fena boşaldım lan içine”. Cengiz hoca, “Abdullahçığım artık bu koridorda nöbet tutarak rahat rahat sikişmemizi sağlarsın heralde”, dedi. “Hocam ayıp ediyorsun, tabi ki bundan sonra benden izinsiz kimse koridorun bu kısmına adım atamaz”.

Finaller yaklaşırken Cengiz hoca artık sınavları hazırlamaya, biz de ders çalışmaya yoğunlaştığımızdan görüşemiyorduk. Ben hala okulu bitirip bitiremeyeceğimi bilmiyordum. Tuhaf bir şekilde artık canım seks yapmak istiyordu, göt sikmek bir yana deliğimin bir yarrakla doldurulmasını hissetmek artık bir ihtiyaç haline gelmişti benim için. Murat’la ders çalışma bahanesiyle buluşup seks bile yaptık bir kaç defa. Finallerden bir hafta önce Cengiz hoca beni odasına çağırdı. “Önderciğim, seni adam etmek için bayağı uğraştım bu dönem boyunca ama artık seni mezun etmenin de zamanı geldi”, dedi. Heyecanlanmıştım. “Şimdi, ben sana on tane konu başlığı söyleyeceğim, bunların yarısıyla ilgili soru çıkacak sınavda. Bunlara çalışırsan geçersin merak etme”, dedi. Cengiz hoca konu başlıklarını yazmamı istemedi, sadece aklımda tutmamı ve kimseye söylemememi tembihledi. “Bunları başkalarına da söylersen sınavı iptal ederim zaten”, dedi ki zaten söylemezdim. Bunları öğrenebilmek için ödediğim bedelden sonra sınıfın geri kalanı umurumda değildi artık. Ve final zamanı geldi çattı. Hoca sözünde durmuş ve bana söylediği konulardan sormuştu. Tüm sınavlar bitip notlar açıklanmaya başladığında merakla Cengiz hocanın sınav sonuçlarını duyurmasını beklemeye koyulduk. Nihayet sonuçlar açıklandı, Murat da ben de iyi notlar alarak geçmiştik. Hatta sınav sonuçlarından hocanın başka kimlerle birlikte olduğunu anlamaya çalıştık ama bizim kadar yüksek puan alan birilerine rastlamamıştık. Muhtemelen diğerlerine söylediği konular bize söylediklerinden azdı. Okulu bitirdiğim için çok sevinçliydim. Diploma töreninde de diplomamı Cengiz hocanın elinden almıştım, hoca kulağıma eğilip, “Törenden sonra odama bekliyorum, grup var”, demişti.

Törenden sonra Cengiz hocanın odasına gittiğimde, odada Murat haricinde beş kişi daha olduğunu gördüm. Diğerleri başka sınıflardandı ama hepsi de Murat ve benim gibi yakışıklı çocuklardı. “Evet artık bu başarınızı ıslatmanın zamanı geldi, soyunun” dedi ve seneyi muhteşem bir grup seks partisi ile kapattık. Hoca odasına hem alkol, hem de aperitif bir şeyler getirtmişti biz gözde öğrencileri için. Cengiz hoca her zamanki gibi masasını boşaltmış, pantolonunu indirmiş, sonradan “karısına ait olduğunu öğrendiğimiz” kırmızı dantelli donunu sıyırarak götünü bize sunmuştu. Tabi sadece götünü değil, ağzını da doldurduk hocamızın. Hepimiz en az birer ikişer posta olmak üzere Cengiz hocanın içine boşalmıştık. Bu sırada hademe Abdullah abi de basılmamamız için koridorun başında nöbet tutuyordu. Okul bittikten sonra Murat’la sevgili olduk. Belki Cengiz hoca olmasaydı hiçbir zaman tanışamazdık. Tüm yaptıklarına rağmen Cengiz hocadan nefret etmiyordum, aksine Murat’la beni tanıştırdığı için ona minnettardım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

porno izle sports betting canlı bahis kaçak bahis canlı bahis bahis bahis türkçe bahis escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort eryaman escort sakarya